Sanal Gerçeklik Terapisi Nedir

Sanal Gerçeklik Terapisi, diğer bir deyişle Virtual Reality Therapy, kullandıkları 3 boyutlu aletler ile  bireyin; kaçınmak istediği, korktuğu, endişe duyduğu, kaygı ve stres beslediği vb. durumları kontrollü ve güvenli şekilde aşmalarını sağlayan bir yöntemdir. Kişiler bağlandığı aletler aracılığı ile, korku duydukları, endişe ettikleri veya fobi besledikleri durumlar ile yüz yüze gelerek, maruz bırakma(duyarsızlaştırma) yöntemiyle çözüm odaklı ilerleme sağlarlar.

Sanal Gerçeklik Terapisi Nedir

Sanal Gerçeklik Terapisi, kişinin kaçınmak istediği negatif durumları(fobileri), kişi ile yüzleştirmekte ve bireyin var olan kaygı durumunu aşmasına, rahatlamasına ve bu durumla başa çıkmasını sağlamaktadır. Birey yaşadığı olumsuz duyguların üstesinden gelebileceği gibi, birey çeşitli psikolojik sorunlarla da başa çıkmayı öğrenebilmekte. Sanal Gerçeklik Terapisi, oldukça çeşitli durumlar üzerinde kullanılmaktadır.

Ülkemizde yavaş yavaş değeri artmaya başlayan bu terapi yöntemi, Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da uzun süredir kullanılmakta, özellikle de askeri görevlerin tatbikatı gibi durumlarda bu yönteme başvurulmaktadır.

Birey oluşan durumlar karşısında neler yapması gerektiğini öğreniyor

Normalde kişi, karşılaştığı olumsuz durumda yalnız olabileceği için, kaçma-kaçınma halleri sergileyebilir ve var olan endişelerini daha da arttırabilir, hemen orayı terk etmek isteyebilir. Lakin yanında onu destekleyen ve yol gösteren bir psikolog rehberliğinde bu korkularının üstüne gitmesi, güvenli bir durum oluşturacağından ötürü kişinin yaşanan olumsuzluklara daha rahat erişmesini ve bu sayede de olumsuzlukları daha rahat aşmasını sağlayacaktır.

Bireye kaygı uyandıracak uyaranlar da terapi odasında

Uçak korkusu, metro korkusu, araba korkusu, asansör korkusu, topluluk önünde konuşma korkusu vb. durumları sizin de tahmin edebileceğiniz gibi her bir danışan ile tek tek oralara gidip denenmesi mümkün değildir. Bu durum oldukça zaman gerektirmektedir. Sanal Gerçeklik Terapisi ile 3 Boyutlu araçlar kullanarak kişi; korktuğu, endişe duyduğu, mekanlar veya olaylar gibi faktörlerle anında yüzleşmek zorunda kalacak, oldukça büyük bir zaman tasarrufu sağlanacaktır.

Kişinin biyolojik ve fizyolojik durumları da izleniyor

Kişiye takılan sensörler aracılığı ile başta kaygı seviyesi ve sinir sistemini inceleyebiliyoruz.

Kişinin neler yaşadığını anlayabilmek için sorular sorsak bile bazen yeterli olamayabiliyor veya söylediği cevaplar hissettiği duygular ile çelişebiliyor. Örneğin kişi asansör ile yüksekliğe tırmanmış olsun ve yükseklik korkusu mevcut. Hissettiği kaygı 10 seviyesinde fakat kendisi bunu 6 olarak belirtiyor. Bu durumu daha iyi analiz etmek ve daha iyi sonuçlara ulaşmak için sensörler kullanılmaktadır.

Sanal Gerçeklik Terapisi Nedir

Fizyolojik sensörleri ele alacak olursak; otonom sinir sistemi ve merkezi sinir sistemi olarak iki ayrı vücut sistemini inceleyebiliyoruz. Merkezi sinir sistemini incelerken kişinin kafasına elektrotlar takarak beyin dalgalarının aktivtesini EEG denilen yöntem ile, beyindeki görsel-işitsel bölümlerdeki bilgileri, bilgisayara aktarabiliyoruz. Otonom sinir sisteminde ise; solunum, cilt ısısı, kalp ritmi gibi faktörler gene bir takım sensörler aracılığıyla incelenmektedir.

Bu gözlemlenen veriler kişi ile paylaşılmakta ve kişinin kendisini daha iyi tanımasını, nerelerde hangi sorunlarla karşılaştığını ve vücudunun bu durumlara ne tür tepki verdiği aktarılmaktadır. Birey bu elde ettiği deneyimler ile, terapist rehberliğinde, zihin-beden arasındaki ilişkiyi daha iyi kavramış ve aradaki bağı fark edip kontrol etmeyi öğrenmiş olacaktır.

Peki bu süreç nasıl gerçekleşmekte?

Sanal Gerçeklik Terapisi, daha önce dediğimiz gibi 3 boyutlu gözlükler aracılığıyla yapılmaktadır. Kişi 3 boyutlu gözlüğünü takıyor, terapist bilgisayarından 2 boyutlu olarak kişiyi takip ediyor, aynı zamanda da kaygı seviyesi, kalp atım hızı gibi faktörleri de inceliyor. Kişi yaşadığı korkuları, belirli senaryolar üzerinde tekrar tekrar deneyimliyor ve maruz bırakma (duyarsızlaştırma) yöntemi sayesinde, kişi eninde sonunda o fobisini, korkusunu yeniyor. Terapist bu süreçte bireyin korkularıyla yüzleşmesini sağlamakta ve bireyi olabildiğince bu durumların üstüne gitmesini sağlamaktadır. Eğer birey herhangi bir kaygı duymaz ise ve sorunlarının üstüne gitmezse, terapi ulaşmak istediği sonuca ulaşamaz.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.